anasayfa / 3. SAYFA / SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET ORDUSU SENDİKASI GENEL BAŞKANI HÜSEYİN ÜMİT GÜLDAL, SORULARI YANITLADI

SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET ORDUSU SENDİKASI GENEL BAŞKANI HÜSEYİN ÜMİT GÜLDAL, SORULARI YANITLADI

Sağlık ve Sosyal Hizmet Ordusu Sendikası Genel Başkanı Hüseyin Ümit Güldal, soruları yanıtladı.

Ülkemizde ve dünyada Covid-19 pandemi dönemi geçiriyoruz. Sahada adeta savaş veren sağlık çalışanlarının genel durumunu nasıl görüyorsunuz?

Evet, sizin de belirtmiş olduğunuz gibi sağlık çalışanlarımız sahada tabiri caizse canını dişine takarak adeta savaş vermektedir. Her ne kadar pandemi dolayısıyla bu kutsi görevin zorlukları medyaya ve dolayısıyla kamuoyuna yansımış olsa da, bilhassa hasta bakımına yönelik sağlık hizmetleri çeşitli riskleri bünyesinde barındırmasının yanında son derece meşakkatli bir görev olup, özveri istemektedir. Pandemi döneminde ise bu hassasiyet daha da artmış olup, sürecin uzamasıyla birlikte sağlık çalışanlarımız son derece yorulmuşlardır.

Sosyal medyada sık sık ana gündem olan sağlık çalışanlarının mevcut şartlarda memnuniyetsizliği uzun zamandır devam etmektedir. Sendikanızın bu memnuniyetsizliğe bakış açısı ve çözüm önerisi nedir?

Sağlık çalışanlarımızın sorunları ve bunlara bağlı memnuniyetsizliği pandemi dönemine ilişkin bir husus değildir. Ancak pandemi döneminde daha çok görülür hale gelmiştir. Çalışanlarımızın en çok şikayetçi olduğu hususların başında; her geçen gün iş yükünün artmasına karşın, mali hakların azalması gelmektedir. Bunun yanı sıra yükselme imkanının eşit şartlarda tanınmamasına yönelik uygulamalar çalışanların motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. Elbette memnuniyetsizlik bu iki konu ile sınırlı değildir fakat bu iki temel konunun çözümü halinde çalışan memnuniyeti büyük oranda artacaktır. Çözüm olarak; aylıklara ilişkin hükümler çerçevesinde yapılması gereken ödemenin kurumun döner sermayesi üzerinden karşılanması yönündeki uygulamaya son verilerek, emekliliğe yansıyacak şekilde hazineden karşılanması sağlanmalıdır. Bununla birlikte ek ödeme sisteminin çalışanlar arasında büyük farklar oluşturmayacak şekilde, daha adil kıstaslarla yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bir diğer konu olan, çalışanlara eşit yükselme imkanının tanınmasına yönelik adımlar atılmalıdır. Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarda liyakat esasına dayalı yönetim reformu ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Yarışmaların, projelerin öne çıktığı ve merkezi yönetim yerine yerel yönetimin yetkin ve etkin olduğu, her çalışana eşit yükselme imkanının sunulduğu yeni bir yönetim sistemi inşa edilmelidir.

Sağlık sosyal hizmetler kolunda faaliyet gösteren sendikalar, demokratik ve eşit bir şekilde sendikacılık yapabiliyorlar mı? Sağlık kurumlarında yöneticilerin sendikalı olması, sendikacılık faaliyetlerin adil yapılmasını engelliyor mu?

Demokratik ve eşit sendikacılık yapılabilmesi için öncelikle şartların eşit olması gerekmektedir. Şartların eşit olması için ise; öncelikle yükselme, yer değiştirme, atanma, geçici görevlendirme, yurtdışı görevlendirme, birim içi görevlendirmeler, özel görevlendirmeler, izinler vb. çalışma hayatına ilişkin saydığım sayamadığım bütün hususların her bir çalışana idarece eşit uygulanmasını temin etmek gerekmektedir. Bu hususlara ilişkin getirilen kuralların standart ve eşit olarak ortaya konulamaması kaynaklı idarenin, dolayısıyla yöneticilerin inisiyatif gücü olmaktadır. Bu inisiyatif gücü ile birlikte; siyasi ve çeşitli sivil toplum kuruluşları gibi baskı gruplarının bürokrasi üzerindeki etkisi nedeniyle; sağlık ve sosyal hizmetler alanında demokratik ve eşit sendikacılık imkanı bulunmamaktadır. İster istemez bu durum beraberinde “sendikalı yöneticiler” hatta bir çok yerde örneğini gördüğümüz “sendikacı yöneticiler” sorununu karşımıza çıkarmaktadır. İdarenin tasarruf yetkisi ve geniş inisiyatif gücü ile donatılan sendikacı yöneticinin elindeki gücü; sendikal mensubiyet gözeterek kullanabileceği güçlü bir ihtimaldir ve çalışanlar tarafından bu yönde bir algı oluşmaktadır. Bir diğer husus ise yöneticilerin aynı zamanda kamu işveren temsilcisi kimlikleri söz konusudur. Aynı zamanda sendikalı çalışan ya da çalışan temsilcisi kimliklerinin de olması tezat bir durumdur. Çözüm olarak; sendikal hakların geliştirilmesi ve sendikal faaliyetlerin daha serbest şekilde icrasına yönelik kamusal imkanlar artırılmalıdır. Yöneticilerin sendikacı, sendikacıların ise yönetici olmaları belirli sürelerle sınırlandırılmalıdır.

Sağlık çalışanlarının en öncelikli problemleri arasında özlük ve mali konular olduğunu görüyoruz. İstihdam modellerinde ki farklılıklar ve ek ödeme sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Çözüm önerileriniz nedir?

Biraz önce de kısmen değindiğimiz gibi sağlık çalışanlarının en önemli ve öncelikli sorunu özlük ve mali haklara ilişkin problemlerden oluşmaktadır. Aynı iş yerinde aynı işi yapan çalışanlar arasında farklı istihdam modellerinin olduğunu görüyoruz. İstihdam modelleri farklı olunca; beraberinde özellikle yer değiştirme (nakil) durumu vb. özlük haklarına ilişkin ve mali haklara ilişkin de farklılıklar olmaktadır. Bu durum iş barışını bozan etmenlerin en başında gelmektedir. Sağlık çalışanlarının; son 15-20 yıllık dönemde ücret sisteminde yapılan düzenlemeler neticesinde iş yükleri artmış fakat buna rağmen gelirlerinde azalma olmuştur. Bu azalmanın en önemli sebebi mevcut ek ödeme sistemidir. Ek ödeme sistemi 2004 yılından bu yana performans esaslı uygulanmakta olup, sistem onlarca kez revize edilmiştir. Her yeni revizyonda belli bir kesim çalışanlar küstürülmüş, en nihayetinde yöneticilerin kazançlarını maksimize edici bir hal almıştır. Ek ödeme sistemine yönelik adaletsiz uygulamalar sağlık çalışanlarımızın motivasyonunu son derece olumsuz etkilemektedir. Çözüm olarak; iki husus önem arz etmektedir. Öncelikle döner sermaye işletmesi üzerindeki mali yükün azaltılması gerekmektedir. Sabit ödemelerin ve fazla mesai ücretlerinin döner sermaye bütçesinden ödenmesi yerine bu ücretler hazinece ödenmelidir. Uzun zamandır arttırılmayan SUT fiyatlarının arttırılması yönünde güncellenmesi ile döner sermaye işletmeleri mali olarak güçlenecektir. İkinci olarak ise; ek ödeme sisteminde her çalışanın bireysel performansının ölçülmemesi, katsayıların bilimsel temele ve hizmet gereklerine uygun olmaması gibi adil olmayan hususların yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. En nihayetinde ek ödemenin, aylık maaşı gölgede bırakacak kadar yüksek bir ücret olmaması gerekmektedir. Çalışanlara aylığın üzerinde bir ek ücret verilmesi yerine aynı oranda aylıklarının arttırılması sağlanmalıdır.

Son günlerde Sağlık Bakanlığına bağlı kurum ve kuruluşlarda yöneticilerin çalışanlar ile ilgili hukuksuz, sağlıklı olmayan ve basına yansıyan skandal nitelikte üzücü olaylar yaşanmıştır. Neler söylemek istersiniz?

Evet, basına yansıyan bu olayları biz de teessürle karşıladık. Elbette asıl olan; idari işlemler ve idarecilerin bütün eylemlerinin hukuka ve etik kurallara uygun olmasıdır. Fakat ne yazık ki basına yansıyan bu türden olayların artışında son dönemlerde ciddi artışlar görmekteyiz. Bunun en önemli nedeni yine bahsettiğimiz gibi liyakat ve ehliyet esaslı, her çalışana eşit imkan ile sunulan bir yükselme sistemimizin olmayışıdır. Emaneti ehline teslim etmediğimiz sürece bu türden üzücü olaylar yaşanmaya devam edecektir. Bu arada basına yansıyan ancak buz dağının görünen yüzü diyebiliriz. Sahadan tarafımıza gelen şikayetlere baktığımızda; bir çok sağlık çalışanı “tükenmişlik sendromu” yaşadığını ifade etmektedir. Bunda yöneticilerin kayırmacı ve haksız uygulamalarının ciddi payı olduğu kanaatindeyiz.

Pandemi döneminin sendikacılığa etkisi nedir?

Pandemi dönemi her sektörü ve faaliyeti etkilediği gibi sendikacılık faaliyetlerini de önemli ölçüde etkilemiştir. Sendikacılıkta yüz yüze temas son derece önemlidir. Fakat pandemi döneminde bulaş riski nedeniyle alınan tedbirler kapsamında; sosyal mesafe kuralları vb. hususlar, yüz yüze sendikacılığı engelleyen en önemli unsur olarak karşımıza çıkmıştır. Aynı zamanda sendikalara üye olma/üyelikten ayrılma işlemleri halen; ancak yüz yüze temas ile form doldurma, formun evrak kayıt birimine teslim edilmesi vb. fiziki ortamda gerçekleştirilmesi gereken işlemlerden oluşmaktadır. Bu yönüyle pandemi döneminde sendikal faaliyetler son derece olumsuz etkilenmiştir. Aslında işçilerin üyelik işlemleri yaklaşık 7 yıldır e-devlet üzerinden yapılmasına ve hali hazırda buna ilişkin uygun altyapı olmasına rağmen halen bu işlemlerin e-devlet kapısına taşınmaması son derece düşündürücüdür. Bir an önce, memurların da işçilerde olduğu gibi e-devlet kapısı üzerinden sendika işlemlerini yapabilmeleri sağlanmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kadıköy escort avcılar escort Sohbet Hatları beylikdüzü escort ucuz sohbet hattı ucuz sohbet hattı seks hikaye canlı sohbet hattı